Okumak Anlamaktir

27 Şubat 2013 Çarşamba

Dünyayı Yönetenler

Gerçekte dünyayı yönetenler kimlerdir, hiç düşündünüz mü? Batı dünyasının emperialist güçleri mi sizce? Yoksa ABD ve Ortak Pazar mı? Trilaterar Konisyonu'na ne demeli peki? Bilderberg ve Masonik yapılanma bu gerçeğin neresinde yer alıyor? Ne kadarı komplo teorisi, ne kadarı gerçek? Herşey, para ve ekonomik çıkarlar uğruna mı vuku bulur? Ve genişletilmiş orta doğu projesi.


Bu gibi komunist söylemlerin ötesinde ki gerçek apayrıdır.
İsrail; batının şımartılmış küçük kardeşi olmakla birlikte, perdenin yönetmenliğini üstlenmiş başrol oyuncusudur. Günü geldiğinde dünyayı yönetenlerin Yahudiler olacağı inancı, bir Tevrat yada bir Şabat günü aini kadar uzağımızdadır. Öyle ki bir dini inancı - bir kavim ile bütünleştirmek, tesadüfi değildir. Vadedilmiş kutsal topraklara (Arz-ı Mevud) Siyonizm adı altında dönüş, Süleyman Tapınağının son inşası ve Kral Mesih'in zuhur edişi; Kabbalist Yahudilerin "Dünya Barışı" olarak adlandırdıkları "son" dönemde gerçekleşecektir. Oysa seküler bir dünyada aslı-aslen i'tikad-ı fasid olan bu gibi nassiyelere aldırış göstermek, cahillik ve mantık dışı bir hayal ürünü olarak nitelendirilecektir. Aynen planladıkları gibi.


Yahudi dünya yönetiminin belirtileri
ve vaktin zamanı.

Hiç kuşkusuz, dünya yönetimini ele geçirme hedefinde ki bir topluluğun ihtiyaç duyacağı unsurlar olacaktır: diplomasi, ekonomik güç ve son olarak beyin yıkama projeleri gibi. Arzu ediyorsanız bu hedefi, Yeni Dünya Düzeni olarak adlandırabilirsiniz. Her biri ayrı bir makale konusu olan yukarıda sözünü ettiğimiz mevzuatlar, bu yazımızda başlıklar halinde değerlendirilip çok fazla detaylandırmadan bahsedilecektir. Maksadımız konu hakkında sizlerin de bir fikre nail olmanızı sağlayabilmektir. Başka yazılarımızda daha geniş kapsamda anlatmaya çalışacağız.

Ekonomi & Bankacılık:
Küresel ekonominin yahudi hakimiyeti altında olduğunu tescillememiz gerekiyorsa, FED - Goldman Sachs ve IRS (Internal Revenue Service - Dahili Mali Hizmetleri) üçlüsünden söz etmemiz gerekecektir.

Marcus Goldman
Sözde "süper güç" Amerika (ABD) ve dünya ekonomisinin temel taşını oluşturan ve başkanlığını yahudi Ben Shalom Bernanke'nin yürüttüğü Federal Reserve System, iyice irdelendiği vakit, para basma yetkisi ve dünya ekonomisinin kontrolü kimlerin elinde, gayet iyi anlaşılacaktır.
Marcus Goldman; dağmadı Samuel Sachs gibi Amerika'ya göçmüş yahudi banker, finansiyer ve işadamıdır. Dünyanın en geniş yatırım bankası olan Goldman Sachs'ın kurucusudur. Şimdilerde merkezi New York olan Goldman Sachs'ın CEO'luğunu yahudi Lloyd Blankfein üstlenmektedir. Daha fazla detaya gerek duymadan ikisinin arasında ki ortak noktanın altını çizmemiz lazım gelir.

Ford Motor Company'nin kurucusu Henry Ford, 1920'li yıllarda "Uluslar Arası Yahudi" olarak adlandırdığı endişelerini, kendisine ait olan The Dearborn Independent haftalık gazetesinde ilk ifade edenlerden olmuştu. Henry Ford; tehlikeli bir küresel mali yapılanmanın, ABD hükümeti sınırları içerisinde başlatıldığını dile getiriyordu. Bunun bir uluslar arası yahudi yapılanması olduğunu gören Henry Ford; bu yapılanmayı ABD istiklaline karşı bir tehdit olarak yorumluyordu. 2013 yılında ABD; adeta bir yahudi alışveriş merkezine, hatta bir yahudi kolonisine dönmüş durumda. Neden mi?

İstiyorsanız, komisyonerliğini (24 Mart 2008 - 9 Kasım 2012) yahudi Douglas Shulman'ın icra ettiği IRS'ten söz etmeye başlıyarak açıklayalım. IRS'te vatandaşın yaptığı her ödeme veya bir işlem, hissedarların Rothschild Hanedanlığı ve Goldman Sachs'ın olduğu FED kuruluşunda depozite altına alınırken, FED; eflasyon ve borçlandırmayla köleleştirdiği vergi mükelleflerinin sırtından para basıyor. Öyle ki eski FED başkanı yahudi Alan Greenspan verdiği beyanatıyla, FED'in gizli bir banka olduğu gerçeğini netliğe kavuşturuyor.
"FED bağımsız bir organdır. Bu; uyguladığımız faaliyetlerin herhangi bir devlet organı tarafından reddi söz konusu olmadığı anlamına geliyor."
FED; bağımsız bir yahudi kurumu olduğu için, mağdur halkın cebi istendiği gibi yağmalanabiliyor. Öyle ki son dönem uluslar arası mali kurumların birbirleri ile çok yönlü bağlılığı, ekonomide usulsuzca yürütülen işlemlere neden olabiliyor. Örneğin: Ben Shalom Bernanke, Harley Davidson Motorcycles'a 2.3 milyar $ değerinde bir yardımda bulunmuştu. Peki ama neden Harley Davidson Motorcycles! Çünki, şirketin CEO'luğunu üstlenen Jeffrey Bluestein ve James Ziemer, şirket satışların düşüşte olduğu bir dönemde sıcak paraya ihtiyaç duymuşlardı ve tabiki de yahudi olma "onuruna" sahiptiler.
Diğer yandan, onlarca yahudi uluslar arası şirketin yıllık bütçe gelirlerinden İsrail hükümetine ayırdıkları finansal yardımlara, deyinme gereği bile duymuyoruz. Henry Ford'un dile getirdiği endişeleri ile ne denli haklı olduğu ortadadır.

Diplomasi & Lobi Faaliyetleri:
Dianne Feinstein 
Birleşmiş Devletler Anayasasının; Carl Levin ve Dianne Feinstein gibi yahudi senatörler tarafınca gasp edilmeye çalışılması, Amerikan "adaletinin" yandaşlığını gözler önüne sermektedir. Carl Levin; Birleşmiş Devletler ordusunun Amerikan vatandaşlarını yargısız tevkif etme yetkisini tasarlamış, Dianne Feinstein tarafından ise üstü kapalı bir şekilde, Amerika Silahlı Kuvvetlerinin medeni kanunlar üzerinde söz sahibi olma hakkını sağlayan yeni bir dünzenlemeye gidilmişti. En nihayetinde ABD Anayasası Mahkemesi tarafınca rededildi. Söz konusu girişim muaffakiyet ile sonuçlanmış olsa, Amerikan "adalet" sağ duyusunun asla altından kalkamayacağı sonuçlarla muhattap olacağı bir gerçekti.

Diplomaside ki uzantılarının burada son bulduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Arzu ediyorsanız, Yahudi cemaatinin önde gelenlerinin Amerikan seçimlerine nasıl müdahale ettiğine bir göz atalım. Yahudi kontrolu altında ki Amerikan seçimlerinde, The Neocon Bloc ve Liberal Bloc olmak üzere iki farklı kol vardır. Willard Mitt Romney, yahudi Sheldon Adelson ve William Kristol yetikilileri tarafından kontrol edilen The Neocon Bloc kolundan seçimlere katılıyordu. Barrack Obama ise, yahudi yetkilileri Alan Solow ve Alan Dershowitz tarafından kontrol edilen Liberal Bloc kolundan katılım gösteriyordu. Hatırlayacağınız üzere B. Obama 2010 yılında sürç-ü lisan edip "İsrail çözümlemesini" dondurmaktan söz ettiğinde, Büyük Yahudi Organizasyonları Genel Müdürlüğü başkanlığını yürüttüğü Alan Solow'un, yakın dostlarını Beyaz Saraya davet edip medya karşısında bir söyleşi düzenlemesi gecikmemişti.
"B. Obama'nın seçildiği 2008 yılından bu yana, onun uyumlu sıkı bir destekleyicisi olduğunuz ortada. Lakin aynı zamanda bu tavrınız, onun her kararını onaylayacağınız anlamına gelmiyor, öyle değil mi?"
Sorusuna, Alan Solow'un cevabı:
"Bu doğru. Tabi, kendi içimizde B. Obama'nın "özel olarak" yönetim idare şeklini eleştirdiğimiz dönemler de olmuştu."
Dileyen söyleşinin tamamını buradan izleyebilir.
Konumuza dönecek olursak, Alan Solow ve ekibinin B. Obama'nın talihsiz açıklamasından sonra ona ne dediklerini tahmin etmek o kadar da güç değil. "İsrail ile uğraşma! Aksi taktirde 60 dakika içerisinde, Pasaport'un, fakülte kayıtların, doğum sertifikan ve Larry Sinclair hakında ki sürç-ü lisanımıza tanıklık etmiş olursun!" Zira söz konusu söyleşi; B. Obama'nın cephe değiştirip Siyonist yandaşlığının kaldığı yerden devam etmesine ve imzalanan yeni antlaşmalarla güçlendirilmesine neden olduğu hakikati, politika ile ilgilenen her takipcinin gözünden kaçırmayacağı gelişmelerdir.
Bu imzalanan sözleşme / antlaşmalardan bir tanesi de; geçtiğimiz 10 Mayıs 2012 tarihinde söz sahibi yahudi  cemaati mensubu 5 kişi tarafından hazırlanan Birleşmiş Devletler - İsrail Dayanışması Geliştirilmiş Güvenlik Yasa'sıdır. Yasa; Amerika ABD'nin İsrail Silahlı Kuvvetlerine, İsrail devleti düşmanlarına karşı üstünlük sağlaması teminatında bulunuyordu. İlgili 5 kişiye gelecek olursak bunlardan biri; Büyük Amerikan Yahudi Organizasyonların Konferans Genel Müdürlüğünün başkanı olan Richard Stone'dur. 1993 yılından bu yana Birleşmiş Devletler senatörtülüğünü icra eden Demokrat Parti üyesi Barabara Boxer. AIPAC (Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi) eski başkanı Howard Friedman. 1983 yılından bu yana Kaliforniya 28. bölgeden ABD Temsilciler Meclisi üyesi senatör Howard Berman. Ve son olarak; şimdi ki AIPAC genel müdürü Lee Rosenberg'tir.

Diplomaside ki gücün kimler tarafından ve nasıl idare edildiği gerçeği, sizce de yeterince açık değil midir?

Beyin Yıkama:
Medyanın; yahudi cemaatinin önde gelen iş adamları tarafından kontrol edildiği gerçeği tartışmasız gün ışığı gibi ortadadır. Başlıca CBS, ABC, NBC gibi kuruluşların ve uzantılarının belge ve dokimanlarına isteyen herkes tarafından kolaylıkla ulaşılarak incelenebilir olduğunu aklınızdan çıkarmayın. En azından araştırmanıza William S. Paley, Leslie Moonves, Sumner Redstone, Robert Iger, Jeff Zucker ve Brian L. Roberts gibi isimlerle başlayabilirsiniz.
Bilgi kirliliği ve ahlaki değerleri köreltme görevini üstlenmiş bu gibi yayıncı kuruluşların asıl gayesi; uyguladığı TV ve radyo programları ile hasarlı beyinler icaat edip, düşünemeyen nesiller yetiştirmektir. Gayri ahlaki yayınlarla, izleyicilere empoze etmeye çalıştıkları şey sığılıktır. Anlayamayan, öğrenemeyen yozlaşmış bir toplumun farkındalığı en alt seviyeye indirgenerek, almış oldukları kararlara riayet edilmesini kolaylaştırmaktır.

Elie Wiesel
Bir takım guruplar tarafınca Amerikan devlet okullarına sızdırılmaya çalışılan homoseksüel  içerikli (örneğin: Babacığımın Yeni Oda Arkadaşı / Babacığımın Evliliği) ve yahudi soykırımı içerikli müfredat söz konusu olduğunda, AFT (Amerika Öğretmenler Federasyonu) başkanı yahudi Randi Weingarten ve ADL (Yahudileri Karalama Karşıtı Derneği) direktörü yahudi Abraham H. Foxman'a gözlerin çevrilmesi, pek te garipsenecek bir olay değil.
Bunun yanısıra, "Night" adında ki kıtabıyla yahudi soykırımı baş piskoposluğuna soyunmuş, Elie Wiesel'in de diğerleri gibi eğitimde ki ve beyin yıkama projelerinde ki yerini unutmamak gerek.


Bu bir inanç meselesidir,
inanmayanlar asla bilemeyecektir!


Dünya yönetimini ele geçirme hedefinde ki bir topluluğun ihtiyaç duyacağı bütün unsurlar kendilerinde mevcuttur. Tabiki; kafasını şarap ve uyuşturucudan kaldırmaya güç yetiremeyenlere bu gerçekler, pek te anlam ifade etmeyecektir. Sistem yahudinindir ve onlar için çalışmaktadır. Onlar, Adonay'ın vadinin gerçekleşmesini bekliyorlarken, savaşı başlamadan kaybetmişlerin kendi HAK dini (İslam) inancını yalanlamakla meşgul olmaları içler acısıdır. Seçilmiş ırk olduklarına ve onlardan olmayanların, kendilerine hizmet etmeleri için yaratıldıklarına inanıyorlar. Atalarınızın hayvan olduğu yalanı da bu yüzdendir ki sizlerin birer hayvan olduğunuza kanat getirmenizi arzuluyorlar. Böylece direnciniz kırılacaktır.
Bu bir inanç meselesidir, Tevrat ve Talmud ortadadır. Böyle olunca, sizlerin de inancını yozlaştırmalarına müsade etmeyin, aksi taktirde gayelerinin ne güttüğünün farkında olamazsınız. Gücü elinde bulunduranın, petrol ve afyon için orta doğuyu alt üst ettiği yalanına kanmayın.
Sizleri yanlış yönlendirmelerine izin vermeyin, ayık olun!
Bu; bir matadorun boğaya kırmızı pelerini gösterip arkasında kılıç saklaması gibidir. Zira hedefi şaşırıp yalanlarına toslamanızı arzu etmekteler. Böylelikle emellerine kolaylıkla ulaşabilsinler.

Amma Velakin