Okumak Anlamaktir

25 Eylül 2014 Perşembe

Kabbalah: Babil'den, Günümüze

Bu yazımızı okumaya başlamadan önce, 
kabbalah hakkında ki ilk yazımıza göz atmanızı tavsiye ederiz (#)

Bir efsaneye göre Kabbalah; Babil'de Tanrı tarafından görevlendirilmiş iki melek vasıtası ile insanlara öğretilen büyünün ve birçok farklı/esrarengiz kadim ilmin yöntemlerinin kitaplaştırılmış halidir. Dalların dilinde (şifreli) yazılmış olan bu bilgiler - asırlar boyunca muhafaza edilmiş, günümüze kadar saklanmıştır.

Tanrı'ya ulaşmak için inşaa edilen efsanevi Babil Kulesi

Kabbalah'nın; İsrailoğullarının diyarlardan diyarlara gittiği/göç ettiği 
her yere beraberinde götürdükleri 
ketum bir bilgi olduğu iddia edilir.

(1)Hz. İbrahim'in Babil sürgününden, Hz. Yusuf ile Mısır'a giriş ve Hz. Musa ile İsrailoğullarının Mısır'dan çıkışına (exodus) kadar. (2)Hz. Davud'tan "büyücü kral Solomon" olarak isnatta bulundukları Hz. Süleyman'a kadar. (3)Beytül Mukaddes'i içinde barındıran Kudüs topraklarına düzenlenen Haçlı Seferleri'nden, (4)1600 yılları sonu ve 1700 yıllarının başı olan ilk Masonik yapılanmanın izlerine rastladığımız İskoçya'ya kadar. (5)Rönesans devrinden, ilk Masonik devlet olma ihtişamına laik olan ABD'e ve son olarak; (6)felsefi temelini kabbalah'nın oluşturduğu Siyonist İsrail'e kadar bu yahudi mistikizminin, günümüze kadar sessizce varlığını sürdürdüğü düşünülür. 

Günümüz gerçeğinde ise Kabbalah; bir çok ideoloji/felsefe/görüşün ve kuruluşun referans kaynağı olmuş, hatta Kabbalah'dan tamamen bağımsız bazı politik ve dini akımlar yine Kabbalah öğretilerinden etkilenmiş ve esinlenmiştirler.

Kabbalah kaynaklı bazı günümüz ideolojileri ve felsefeleri: Siyonizm, Masonluk, Evrim Teorisi, Reenkarnasyon bazlı dini ve felsefî inançların (tamamına yakın) büyük bir çoğunluğu, Ethnicism (ırkçılık) / Faşizm, ve "genel olarak" ayrıştırma tezi olarak kullanılan tüm -izm'ler.

21 Eylül 2014 Pazar

#icebucketchallenge Karşıtlığı

ALS hastalığına dikkat çekmek ve bütçesi yetenlerin bağışta bulunması için gerçekleştirilen, benim de katılım gösterdiğim bu güzel etkinlik bir müddet oldukça kamuoyunu meşgul etti. Hazır modası da geçmişken, birkaç detaya değinmek istediğim bu etkileşime karşı, bazı kesimler tepki gösterdi. 

Tepkilerinin gerekçesi ağırlıklı olarak Afrika'daki yoksullukla alakalıydı. İlk izlenim olarak oldukça mantıklı duyulsa da, (biraz sonra bahsedeceğimiz antitezlerle) aslında savundukları tezin savunucularıyla çelişiyor olmasıydı.

Gülmedim

Şunu söylemeye çalışıyorum; hergün temizlenmek için banyoda israf ettiği suyun litresini hesaba katmaya gerek duymadan, ALS hastalığına dikkat çekmek amacı ile başından aşağıya buzlu su döken adama, Afrika'daki çocukların bir kap suya muhtaç olduğu argümanı ile laf sokma çabasında bulunan, hayatı boş laf üretmekten bir adım öte gidemeyen pasif elemanların samimiyetsizliği.

Not düşmekte fayda var: Etkinliğin kendi içindeki olumsuzlukları doğru argümanla eleştiriliyor olsaydı; mesela "bağışlar dökülen buzlu su ile orantısız" gibi, samimi bulunur/destek çıkılır/belki de bu yazıdan vazgeçerdi Ali. 
Devam ediyoruz.

Ne diyor bu samimiyetsiz arkadaşlar bir bakalım ve madde madde geçersiz "argümanlarına" deyim yerindeyse tecavüz edelim.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi genelleyecek olursak; başından aşağıya dökülen bir kova buzlu suyu israf olarak nitelendiriyorlar. 
Neye göre? Afrika'daki yoksulluğa göre. 
Evet buna katılıyorum. Lakin bir de bakalım bu "doğru" tezi kim savunuyor/söylüyor; son model arabasını yıkamak için bir kova sudan 20 kat daha fazla su harcayan samimiyetsiz. Bak bu olmadı.

Peki samimiyetsiz kardeşim; eğer duyarlılığında samimi isen, Afrika'daki çocuk yalın ayak dolaşıyorken nasıl oluyor da sen en pahalı ayakkabıları giyebiliyor, hiç rahatsız olmuyor ve bunlardan çifter çifter dolabında bulundurabiliyorsun? Ayakkabının bir ihtiyaç olduğunu savunabilirsin pek tabi ancak, Afrika'daki çocuk için de geçerli bu, üstelik onda yok. 

Buradan cep telefonuna/bilgisayarına, giyimine kuşamına, gittiğin tatillere, hobilerine, maaşına, becerdiğin kızlara, sırf hoşuna gitmediği için lokantada garsonun değiştirmesi için -fırça attığın- tatlıya/yemeğe/içkiye, gittiğin gece kulüplerine, aldığın eğitime ona rağmen eşşekliğine, evine barkına, kol saatine, diş fırçana, abone olduğun dergine/gazetelerine, internet bağlantına, bisikletine/motosikletine/arabana, dinlediğin/neden dinlediğini bilemediğin müziğine, evine ulan! evine değinmek bile istemiyorum.
Onlar bunların hiçbirine sahip değil. Onlar çamur birikintisinden su içerler, sen miden hassas diye maden suyu.

Hepsini siktir et samimiyetsiz arkadaşım. Kimsin sen - UNICEF misin? Ne yaptın Afrika için? Hadi onu da siktir et; güzel bir amaç güden bir etkinliğe samimiyetsizce karşı çıkmaktan başka ne yapabilirsin? Hiç. 
Hangi yetkiye dayanarak yüzün kızarmadan, aynaya bakmadan, düşünmeden/taşınmadan ağzında haddin olmayan sözler geveler durursun da olmayacak yere olmayacak zaman kusarsın?

Sırf eğlence olsun diye başından aşağıya bir kova buzlu su döken instagram/youtube (sosyal medya) etkinliği olmuş olsaydı sözünü ettiğimiz olay, seni daha iyi anlamaya çalışırdım. Fakat adı üzerinde; ALS hastalığına dikkat çekmek. Daha önce böyle bir hastalığın varlığından haberdar mıydın? Ben değildim. İnanıyorum ki bir çok kişi de benim gibi bu etkinlik sayesinde haberdar oldu. Bu demek oluyor ki son derece başarılı bir etkinlik. Ve çok geçmeden Afrika'daki yoksulluk gibi o da unutuldu bile. Sen haklı tepki verdim diye sevine dur. Samimiyetsiz!

Amma Velakin