Okumak Anlamaktir

23 Ocak 2016 Cumartesi

Karne Notu

              Hiç bir zaman iyi bir öğrenci olmadım. Biliyorum, bu gurur duyulacak bir şey değil. Derslerimi çalışmıyordum, çalışkan öğrenciler ezberliyordu ve sene sonunda ezberlediklerini unutarak benimle aynı seviyeye geliyorlardı. Onlar da sınıflarını geçiyorlardı ben de. Aramızdaki tek fark karne notlarıydı.

Orta ve Liseyi hiç parmak kaldırmadan bitirdim.

Orta okul ve lise'yi nasıl bitirdiğime dair herhangi bir fikrim yok. Heralde kulaktan duyma bilgilerle bir şekilde sınıfı geçiyordum. Ben öğretmen olmuş olsam beni geçirmezdim mesela o ayrı, galiba eğitimin bug'ını bulmuştum. Lakin üni. öyle değildi. Oraya bomboş kafayla gittim ve bedelini 10 yıl gibi bir süreye yayarak ağır ağır ödetti ve hala ödetmekte. Orta ve lisede her ne öğretiyorlarsa, bunu başaramıyorlardı. Tembel birinin (ben) orta ve liseyi bitirmesinden pağ biçin. Aslında bana öğretilenin ilim olduğunu, 'hocalarım' bir türlü anlatamadılar.

Durum bu vaziyetteyken okul döneminde en sevmediğim şey karne almaktı. Tüm o kırık notları aileme izah etmek zorunda kalıyordum. Benden beklentileri vardı haklı olarak ve ben karşılığını veremiyordum. Dedim ya; kötü öğrenciydim. Ailem elinden geleni yapıyordu. Kursa gönderiyorlar ve hatta özel öğretmen tutuyorlardı ama hiç bir zaman istenilen seviyeye ulaşamıyordum. Çünki dinlemiyordum, çünki ilgimi çekmiyordu.

Şöyle düşünüyordum: Tüm mesele üniversiteye girmek, e hali hazırda kontenjan da var. Tutturmam gereken bir not da yok. Dünyanın en kolay işi, dolayısıyla motoru fazla zorlamanın bir alemi yok. Peki ama üni'ye girdikten sonra? Nasıl bitecek o? ...

Çok iyi hatırlıyorum; orta 1 ilk defa karne alacaktık. Azınlık okulundan, Yunan okuluna geçiş yapmıştık. Yunancamız Türkçemizden kötüydü. İlk okulda notlar 10 üzerinden, orta ve lisede ise 20 üzerinden hesaplanır. Bir arkadaşımın bütün notları kırıktı, hepsi 7-8 ve 8-9 aralığındaydı. Babası -garibim- çok sevinmişti 'benim oğlum ilk okulda böyle notlar almıyordu' diyordu. Arkadaş da hiç ses etmiyor, çaktırmıyordu. İşte böyle akıllı bir nesildik biz. Okumamıza gerek yoktu.

                                                             ***

O arkadaşım aile kurdu bir de kızı var, yurt dışında yaşıyor. Ben de bir şekilde idare ediyorum, hayat devam ediyor. Ya kırık not korkusuyla intihar eden 13-14 yaşlarındaki günahsız çocuklar? Omuzlarına ağır yük bindirilmiş o yavruların vebali kimlerin boynuna? Aileleri için hayat devam ediyor mudur acaba?


Şurada güzel bir yazı var: Karne korkusuyla neden ölümü seçiyorlar? Tülay Karabağ'ın yazısı. Haberleri ilk duyduğumda buz kesildim. Oku da adam ol, oku da hayatın kurtulsun derler, yok öyle bir şey. Yalan. Hayat; baştan sona mücadeledir. Okumak ancak mücadelende sana yardımcı olabilir belki yükünü hafifletir ama hayatın kurtulmaz, ne de adam olursun. Seni adam eden şey tecrübedir.

Burada ailelere iş düşüyor. Çocuklarımızın omuzlarına taşıyabilecekleri yükten fazlasını bindirmemeliyiz. Okumalılar, ama aynı zamanda koşup oynamalılar da. Onlar çocuk! Kırık not almak kötü de olsa öğrenmek güzeldir. Okumak; daha iyi bir yaşam için bir kapı aralığıdır. Lakin her zaman her şey demek değildir. Çocuğunuzdan önce eğitimi sorgulayın!

22 Ocak 2016 Cuma

2016

Sevgili dostlar, yeni yılınızı içtenlikle kutlar - sağlık huzur ve mutluluk içinde geçmesini dilerim. Hayal kırıklıklarından uzak, herkesin gönlündekine bir adım daha yaklaşacağı bir yıl olmasını umid ederim.

Ocak ayın ilk günleri, Gümülcine'ye yağan kar 2 gün kalkmadı.
çok güzeldi.

Eskiden her yıl sonu, Aralık ayının son haftası (aslında tam olarak 21'inde) geçirmiş olduğum tüm senenin derlemesini yapar, blogumda yer verirdim. Bunu üç-dört kez yapmışlığım var, fakat ilginizi çekecek çok şey yaşamadığımı düşündüğümden dolayı mıdır bilmem, yazmış olduklarımı da uzun zaman önce kaldırdım. Bu tarz bir işe yeniden kalkışacağımı hiç sanmıyorum ama 'keşke silmeseymişim' demediğimi söyleyecek olursam, yalancı olurum. Belki 2016 yılı itibariyle C-Günlük'e daha çok fırsat vermeliyim.

Şunu söylemeden de geçemeyeceğim: 2015'te olduğu gibi 2016'ya da malesef terör olayları ve bir yığın kafa karıştırıcı gelişmelerle giriyoruz. Bu son olsun yada hiç terör olmasın demek; iyimserlikten öte, dünya dengelerinin değişim gösterdiği bu zamanlara, yabancı bir söylemden ibaret olur.

Benim de planım şu; buraları artık doldurmak istiyorum. Anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki. Bundan kazanç sağlamak yada fark-edilip 'insanoğlunun tarihine yön vermek' - önemli biriymiş gibi hissetmek için değil, sadece kendim için. Bir bakıma rahatlamak için. Umarım 2016 yılı güzel bir başlangıç olur. Şimdiye kadar bloguma hak ettiği değeri veremediğim ortada, o yüzden telafi etmeliyim.

Yakın zamanda görüşmek dileği ile saygı & sulh!

Amma Velakin