Okumak Anlamaktir

26 Şubat 2016 Cuma

STSL 15/16 Değerlendirmesi & Derbi

     Daha önce de bir derbi maçı öncesi maç/durum değerlendirmesi yapmıştım. Şimdi de bir başka derbi öncesi değerlendirmesinde bulunmak istiyorum fakat; bu defa çerçeveyi biraz geniş tutma niyetindeyim. Yani pazartesi günü oynanacak maça değil de Fenerbahçe adına şimdiye kadar kat edilen mesafeye ve bundan sonrasına göz atalım diyorum.


UEFA sopası

Pazartesi günü oynanacak derbiyi bir kenara koyacak olursak, Türk futbolunun gündemini UEFA'dan iki kardeş takıma gelecek olan ceza-i yaptırımlar (mahlas UEFA sopası) oluşturuyor. Doğrusu biri, diğerinin gölgesinde kalmıyor değil ama ağabeyinden daha temkinli ve akılcı davrandığı kesin.

Şemsiye

İşin ilginç yanı söz konusu cezanın Avrupa kupalarından 1+1 yıl hak mahrumiyeti olup, tarftarlarının bunun ne demek olduğunun farkında olmamalarıdır. UEFA'nın önerdiği ''iyileştirme reçetesini'' ve takımlarının 2015-2016 performanslarını göz önünde bulunduracak olursak, onlar adına bu hiç mi hiç iç açıcı bir durum değil. Kısaca ceza; kulüplerin Avrupa kupalarına katılmaya hak kazandıkları an geçerli kılınıyor, aksi taktirde ceza erteleniyor ve bir sonraki sezon için de gerçerliliğini koruyor. Yani kulüpler en kısa zamanda Avrupa kupalarına katılmaya hak kazanıp cezalarını çekmek zorundalar. Allah'ın sopası yok ama UEFA'nın var. Ben buna ilah-i adalet derim.


Kurt Hoca

Bir zamanlar bizi de çalıştırmıştı Mustafa Denizli. Ben o zaman da bu adama inanmıyordum. ''Mustafa Denizli, şampiyon yap bizi'' sloganları/tezahüratları ile gelmiş, ''Mustafa Denizli, rezil ettin sen bizi!'' diye gitmişti. 

Kurt hoca Mustafa Denizli, Saraçoğlu'nda

İlk sezonunda kendi sahamızda oynadığımız bütün maçları almıştık. Keza deplasmanlarda kötü performans sergiliyor, şahsen ben 'deplasman fobisi' diye bir tanımı ilk o zaman duyuyordum. Bu önemli değil. Asıl önemli ve içler acısı olan; kurt hoca'nın bu verilere dayanarak, Şampiyonlar Ligine katıldığımızda bir röportajında 'kendi sahamızda bütün maçları kazandığımızı varsayarsak' deme gaflatinde bulunmasıydı. O sezon Şampiyonlar Liginde 0 (yazıyla, sıfır) çekmiştik.

Yeni takımına transferi konuşulduğunda şunları düşünüyordum:
Mustafa Denizli hakkındaki görüşlerim, GS transferi öncesi



Yeni takımına transfer olduğunda ise şu iddiada bulundum:
Mustafa Denizli hakkındaki görüşlerim, GS transferi sonrası.







Şampiyonluk

2014/2015 sezonunda olduğu gibi bu sene de şampiyonluğun Fenerbahçe ve Beşiktaş arasında geçeceğini tahmin ediyordum, herkes gibi. Geçen yıl yaşanan sürprize bu sene müsade edilmeyeceği, sezon başı transfer politikalarıyla anlaşılabiliyordu.

Sezon başı yakalanan hava, yapılan transferler, Vitor Pereira'nın iddialı açıklamaları Fenerbahçe taraftarını ve spor kamoyunu büyük beklentilere sokmaya yetiyordu. Diğer yandan çakma filozofun, en nihayetinde şampiyonluk yaşama şansına erişebileceği en ciddi takıma tranfser olması, tahminlerimi güçlendiriyordu. Lig 2'cisi ile 3'cü arasında uçurum olacağını öngörüyordum, keza şuanki 13 puanlık fark bunu yansıtsa da ben farkın sezon sonuna kadar daha da açılacağı kanatindeyim.

Ufak bir ayrıntı: Fenerbahçe taraftarları arasında sezon başından - yakın zamana kadar, Beşiktaş'ın her zamanki gibi şampiyonluktan kopacağı algısı mevcuttu. Lakin başından beri söylediğim gibi Şenol Güneş'li Beşiktaş için bu yıl bu tez geçerli olmayacaktır. Hatta şampiyonlukta, hafta sonu oynanacak derbiyi kaybetmelerinde dahi Fenerbahçe'nin bir adım önünde olacaklardır.
Şu durumda Beşiktaş'ı küçümsemek alehimize olacaktır. Avrupa kupalarından erken elenmeleri, her ne kadar onlar adına üzücü olasa da, STSL şampiyonluk yarışında önemli avantaj elde ettiler. Diğer yandan büyük külüpler 3 kulvarda da ilerleme mecburiyetindedirler.

Her iki takıma da hiç kuşku yokki sezon sonu şampiyonluk yakışacaktır. Amma velakin şimdiden bir aday göstermek komik kaçar. Büyük sürprizler yaşanmadıkça şampiyonluk yarışı son 2 veya en kötü ihtimalle 3 haftaya kadar yaşanacaktır.


Derbi

Fenerbahçe ve Beşiktaş maçları her zaman keyif verir. Genellikle bol gollü olur ve seyir zevkine hitap eder. Maç esnasında her türlü sürprize açıktır. Umarım pazartesi oynanacak olan derbi de bol adrenalinli futbolla geçer.

İdda oynamış olsam 1 oynardım.

Kağıt üzerinde iki takımın da artı ve eskilerine bakacak olursak; kesin bir dille maçın galibini tahmin etmek mümkün değil. Ancak Fenerbahçe'nin ev sahibi olduğu ve 3 puana daha fazla ihtiyaç duyduğu gerçeğini göz önünde bulunduracak olursak, Fenerbahçe tarafı biraz daha ağır basıyor.
Fenerbahçe'nin kötü futbolla mağlup olduğunu düşünelim; her halükarda şampiyonluk yarışı devam edecek olsa da taraftardan gelecek olan tepkiler, bu yarışa mani olacaktır. Lakin 'hafta sonu' Fenerbahçe'nin tempolu ve baskılı oynayacağını düşünüyorum. Diğer yandan Beşiktaş'ın Şükrü Saraçoğlu'ndan mağlubiyetle ayrılması, Fenerbahçe'yi etkileceği kadar onları etkilemeyecektir. Rahatlar.

Fenerbahçe; 0-0, 1-0 oynamasını ve tutmasını iyi bilen bir ekip. Bu gerçekten önemli bir özellik. Fenerbahçe, top rakipteyken de kendisindeyken de rölanti oynayabiliyor. Tempoyu düşürüp oyunu sağutabiliyor. Rakip sahada, rakibi gerek faullerle gerekse de basarak durdurabiliyor. Son haftalarda üzerine kattığı ve geliştirmekte olduğu baskıcı tempolu, oyunu rakip sahaya yığma ve domine etme özellikleri de ayrı artı sağlıyor.

Diğer yandan Beşiktaş ofans oynamayı seven, top dolaşımını iyi yapan ve kilit pasları iyi becerebilen bir ekip. Genel olarak gol bulmakta zorlanmıyorlar. Lakin defans yapmasını bilmiyor, bunun nedeni orta alan göbeğinin 'yumuşak' ve ileriye dönük futbolculardan oluşuyor olması. Takım savunması ve 'stopper' zafiyeti yaşıyan Beşiktaş'ın, Fenerbahçe'nin baskılı futboluna karşı alacağı önlemler yetersiz kalabilir. Tabi Fenerbahçe istediği ve planladığı oyunu sahaya yansıtacak olursa.

Güzel bir derbi bizleri bekliyor, tadını çıkartalım.

Amma Velakin