Okumak Anlamaktir

29 Haziran 2016 Çarşamba

Euro 2016

Euro 2016 oynanıyor mu oynanmıyor mu o derece uzağım. Meşgulyetimin arasına bir türlü sıkıştırmayı başaramadım, ancak gurup aşamasında iki takımın maçlarını göz ucuyla da olsa takip etmeyi becerebildim. Biri Almanya diğeri ise tahmin edebileceğiniz üzere F. Terim'in çiftliği.



Almanya için ne söylenebilir ki? Adamlar her turnuva kafadan favori. İngiltere ile aralarında ters orantı var. İngilizler her ne kadar kibirli, iddiaa'lı, saygısız, boş lafsalar; Almanlar bir o kadar saygın, disiplinli ve favoriler. Bir de deniyor ki her turnuva başında, ''bu sene Almanlar eski ihtişamında değiller'' Eski ihtişamında olmayan İspanyollardı ki bunun nedeni latin futbol felsefesinin gün be gün kan kaybediyor olması, ama bu apayrı bir konu başlığı.

Almanların yanında parlıyan uluslar; ekonomik krizden nasibini almış İtalyanlar oluyordu, ve genç nesile sahip umut vaad eden Belçika. Lakin hepimizi daha yakından ilgilendiren, orada olmayı asla hak etmemiş bir ekip vardı, Türkler.

İlk iki maç; hani çok uzun bir otobüs yolculuğuna çıkarsınız da gideceğiniz yere vardığınızda kendinizi toparlamanız en azından bir gününüzü alır, işte Türkiye öyle semelenmişti. Euro 2016'da olduğunun - grup aşamasındaki son maçta attığı ilk golle ve maç sonu 53 üzeri 125 ihtimalinin hesaplanması sırasında farkına vardı. Yok öyle yağma.

Yanlış kadro seçimi, prim sorunsalı, ekibin piskolojisi, Arda'nın tutumu, tarftarların haklı eleştirileri ve tepkisi, Fatih Terim'in tutumu/beyanatları falanı filanı, hepsini biliyoruz yenden gene gene bahsetmeye gerek yok. Ben kısaca şöyle diyorum: Terim'in çiftliği. Tam anlamıyla kaos. En nihayetinde olması gereken oldu ve Türkiye evine döndü. Bu konuda duygusal davranamıyorum özellikle de Demirören ve Terim'in yarattığı futbol 'doktrini' söz konusuysa. Umarım başarısızlıklar artarak devam eder.

Amma Velakin