Okumak Anlamaktir

23 Ağustos 2016 Salı

Umarım Sözünü Tutar

Şunu bi'yazayım da artık bundan sonra mühim bir gelişme olmadıkça Hooliganic'e dokunmayacağım. Geçtiğimiz sezon iştahla belki her maç ayrı ayrı yazarım-çizerim diye umutlanmıştım. Kaç yıl oldu, sayısını unuttum? Ve bizler hep kandırıldık. Bir adam 7'sinde neyse 70'inde de odur, unuttuk.

Topuk Yaylası tesisleri.
Aziz Yıldırım, İsmail Kartal dönemi formlarını tanıtıyor.

Boktan bir yönetimin boktan bir takımı var. İşin özeti bu. Tarihinin en iyi kadrosunu tarihinin en kötü hocasına teslim edebiliyor. Başarıları cezalandıran ve vasat seven bir yönetim ve başkan. Lobisi yok, güçsüz, akbabaların ağzında sakız bir camia. Aziz Yıldırım'ı kötülemek inanın kolaya kaçmak olur.
Başkanın yaptığı olumlu pek az iş var. Sakın ha beton-arme'lerden (tesis/stad) bahsetmeyin, o iş zaten yönetim gereği/camiaya hizmet. Başkan bir nesil boyunca 2 iş başardı; ilki Ülker'le birleşmek ve Obradoviç gibi bir duayeni basketbol takımının başına geçirmek oldu. İkincisi ise 3 Temmuz sürecindeki duruşu.

Futboldaki sportif başarısızlıklar/hezimetler/hüsranlar/hayal kırıklıkları. Taraftarlarla kavgası, oyuncu ve teknik ekiplerle ayrılış biçimleri. Egosu. Vaad ettiklerinin sonucu. Say babam say... Hiç biri önemli değil artık. Neden biliyor musunuz? Pasifleştik, tepki fayda etmiyor. Son bir umut; verdiği sözü belki bu kez tutar diye yargıtaydan o güzel haberi bekliyorum.

Löw'ün göderilmesi, Denizli'de ve Kadıköy'de Trabzon'la son maç kaçan şampiyonluk, çirkeflerin Kadıköy'deki şampiyonlukları, Zico'nun, Ersun Yanal'ın gönderilmesi, Aykut Kocaman'ın Alex'in ayrılışları vs.. hepsini bir kenara koy; taraftarı daha 10 sene kulübün başında kalmakla tehdit etmesi kadar saç/baş yoldurtmadı. E, yuh! Aklan da git artık.

Amma Velakin