Okumak Anlamaktir

6 Ekim 2016 Perşembe

Meryem oğlu İsa Mesih'i Beklemek

Günümüz yahudileri; red etmiş oldukları kurtarıcı Mesih'i bugüne bugün beklemektedirler. Burada asıl sorulması gereken soru: neden Meryem oğlu İsa Mesih'i red ettikleri değil, neden hala bir kurtarıcı bekledikleridir. Keza bu ihtilafın doğurmuş olduğu sonuçlar, dünya genelinde halklara ağır bedeller ödetmiş ve ödetmektedir.

15. yüzyılda Milano'da Leonardo da Vinci tarafından
Duke Lodovico Sforza'nın isteği üzerine yapılmış fresk.



Red

Kısaca değinecek olursak; Roma İmparatorluğu esareti altındaki yahudiler, Adonay'ın kendilerine vaad ettiği topraklarda kraliyet kuracak Mesih'i beklemekteydiler. Yani, Roma İmparatorluğu esaretinden yahudileri kurtarıp dünya hakimiyeti temellerini atacak bir İmparatorluğun kral Mesih'i.

Meryem oğlu İsa Mesih manevi kurtarıcıları olarak geldiğinde, kurulu düzeni bozma teşebbüsü gerekçesiyle Onu red etme gereği duydular.  Kutsal kitapları Tanah'ta müjdelenen kurtarıcı profiline uymayan İsa Mesih, onlara göre boş iddialarda bulunuyordu. Zaman içinde taraftar toplaması halinde, hahamların elinde bulundurduğu güce/otoriteye tehdit olabilecek gerçeği onları korkutuyordu. Dolayısıyla bu 'yalancının' sesi biran önce kesilmeliydi.

İsâ mucizelerle indiği zaman dedi ki: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde Allah'tan korkun, ve bana itaat edin.
(Kur'an - 43:63)

İsa Mesih dinde kolaylaştırıcı olarak gönderilmiş mutlak liderdi. İlk hristiyanların deyişiyle Tanrı'nın vaad ettiği kraliyet... göklerdeydi. Halkın; hahamlara bel bağlamalarını mecburi kılan yahudi itikadının sertliği İsa Mesih ile birlikte hafifletiliyor ve bunun yanı sıra, faiz kaldırılıyordu. Bu onlar tarafından hiç hoş karşılanacak bir şey değildi.

Celâlim hakkı için Musa'ya o kitabı verdik, arkasından birtakım peygamberler de gönderdik, hele Meryem oğlu İsa'ya apaçık mucizeler verdik, onu Rûhu'l-Kudüs ile de destekledik. Size nefislerinizin hoşlanmayacağı bir emirle gelen her peygambere kafa mı tutacaksınız? Kibrinize dokunduğu için onların bir kısmına yalan diyecek, bir kısmını da öldürecek misiniz?
(Kur'an 2:87)

Yahudiler kurtarıcıdan; az önce de belirttiğimiz gibi Adonay'ın vaad etmiş olduğu ve Kral Davud ile Kral Süleyman'ın (yahudiler için onlar sadece birer kraldır) mirası olan İsrael'i tapınakla birlikte (Beytü'l Mukaddes) yeniden kurmasını/ilan etmesini bekliyorlardı.


Bekleyiş

Bu bekleyiş yahudiler tarafından asırlardır devam etmekte. Kendi deyimleriyle yalancının biri çarmıha gerilmiş ve tehdit ortadan kalktığı gibi gerçek su yüzüne çıkmıştı. Öte yandan günümüzde yahudi dünya hakimiyeti sır değildir. 'Katı' yahudiler karşı olsalar da İsrail kurulmuştur. Hala bir Mesih beklemeleri şu aşamada çelişkili gibi gözükse de, İsrail toprakları Nil - Fırat arası genişletilip muhafaza edilmesi ve Süleyman Tapınağının yeniden inşaası için bir Mesih'e ihtiyaç duyulmaktadır.

Hristiyanlığın İsa Mesih'ten sonraki akıbeti apayrı bir konu, ancak ilginç olan yahudi ve hristiyanlarla birlikte müslümanların da bir kurtarıcı bekliyor olmaları. Neden?

Hristiyanlığın, İslam'ın aksine İncil'den önce gelen kutsal metinleri - Tevrat ve Zebur'u da kapsıyor oluşu aleyhine olmuştur. Bununla yetinmeyip aleyhine olan bir başka husus da, kendini İsevileri yok etmeye adamış Farisi yahudilerinden olan Tarsus'lu Saul/Paul veya Pavlus adındaki adamın hristiyan olduktan sonra yazmış olduğu mektupları bünyesine katmasıdır. Meryem oğlu İsa Mesih'in tanrının oğlu olduğu iddiası Pavlus'a aittir.
Hal böyleyken Hristiyanlık için; Eski Ahit'e göre gelmesi beklenen kurtarıcı Yeni Ahit ile birlikte gelmiş ancak görevini tamamlayamamıştır. Bu yüzden İsa Mesih dünyaya bir kez daha gelecek ve Cennet krallığı öncesi (kıyamet) insanlığı yargılayacaktır.

Şanı yüce Allah Kur'an'da bildiriyor: (5.116 & 5.117)

Ve Allah demişti ki: "Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan başka iki tanrı edinin' dedin?". "Hâşâ, dedi, sen yücesin, benim için gerçek olmayan birşeyi söylemem bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben ise senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybları bilen yalnız sensin, sen!"
"Ben onlara sadece, senin bana emrettiklerini söyledim. Benim ve sizin Rabbınız olan Allah'a kulluk edin, dedim. Aralarında olduğum müddetçe onlara şahit idim, fakat sen beni vefat ettirince onları gözetleyen yalnız sen oldun. Sen herşeyi görensin.


Söz konusu iki ayet, Mahkeme-i Kübra'da Meryem oğlu İsa Mesih ile Allah arasında geçen diyalog. İsa Mesih'in ifadesi, dünyaya ikinci kez gelmiş birinin ifadesine pek benzemiyor. Aksi düşünüldüğünde, hadis kaynaklarında iddia edildiği gibi en azından 'ikinci gelişimde, kendi nefislerinden kaynaklanan ihtilafları/hataları düzeltmeleri için onları uyardım' ifadesi geçebilirdi. Lakin Kur'an böyle mühim bir olaya hiç bir yerde en ufak bir atıfta dahi bulunmuyor.


Rabi (rabay diye okunur) ile pederin sözlü duellosu

Hristiyanlık ile yahudilik arasındaki Mesih anlayışının temel farklılıklarını anlamanızda kolaylık sağlayacak bir hikayeye şahid olmuştum. Hikayeyi size aktarmamın sebebi, tüm bu yazdıklarımın ufak bir özetle anlatıyor olmasıdır.

Peder ile rabi arasında geçen bu söz duellosu Kudüs topraklarında Süleyman Tapınağın bir kalıntısı olduğuna inanılan ağlama duvarı yanında gerçekleşiyor. Yanılmıyorsam hristiyanların hac dönemi. Aynı zamanda yahudiler için kutsal günler. Peder; İsa'nın gerçek Mesih ve Tanrı'nın oğlu olduğunu savunuyor, Rabi şöyle cevap veriyor:

Rabi: Eğer gerçekten öyle olmuş olsaydı, Tanrı oğlunun çarmıhta ölmesine izin verir miydi?
Peder: O ölümü yendi, ve geri geldiğinde günahları affolmayanları cezalandıracaktır.
Rabi: Ölümü yenen, neden Tapınağı inşa edemedi?
Peder: İkinci gelişinde, yarım kalan görevini gerçekleştirecektir.
Rabi: Sana bir şey söyliyeyim mi? Gerçek Mesih benim!
Peder: Nasıl yani?
Rabi: Bir Mesih'in yapması gerekeni yaptığımda anlarsın.
Peder: Öyleyse Tapınağı da inşaa edeceksindir.
Rabi: Evet, ikinci gelişimde! O zamana kadar, inanmak zorundasın.

Amma Velakin