Okumak Anlamaktir

9 Nisan 2017 Pazar

Bana ne?

Bir gün koşarak Nasreddin hocaya bir adam gelmiş. ''Hocam, adamın biri elinde bir tepsi baklavayla gidiyor'' demiş. Hoca umursamaz bir şekilde ''Bana ne?'' demiş. Adam ''İyi de hocam sizin eve gidiyor'' demiş. Hoca da ''Eee, sana ne?'' deyivermiş.

Nasreddin hocanın hikayesi gibi, tam bir şeyler karalamaya kalkıyorum - içimden bir ses 'size ne?' diyor. Bazen; 'yazıyorum ama bundan bana ne?' diyor.

Nasreddin hoca; damda yatan halimden anlar adlı
hikayesine atfen çizilmiş.

Bir kaç bin kez yazma girişiminde bulundum ve tamamını sildim. Tabi bu işin latifesi, her ne yazmak istesem kafamda oluşturduktan sonra PC başına dahi oturmaya takat bulamadım. İşin gerçeği bu. Eskisi gibi vaktim olmuyor yada üşeniyorum. Millet cilt cilt kitap yazıyor, makaleler yayımlıyor ve köşesinden gündemi değerlendiriyor. Hepsini aynı anda yapanlar da var ha... Takdir ediyorum. Ama dediğim gibi bana ne?

Millet harıl harıl yazılar, makaleler kaleme alırken ben de onlara özenerek geçtiğimiz yılın başında kendime bir hedef koymuştum. Blogunda en azından her ay 1 yazıya yer verecektim. Evet yanlış duymadınız (okumadınız) her ay :yazıyla:bir yazı. Bu bana çok ağır geldi. Ekim ayında pes ettim. Zaten Fenerbahçe de kötü gitmeye başlayınca iyice tepem attı.
Aslında işin aslı Ekimden itibaren işe girip çalışmaya başladım. Yeni ortam, bambaşka bir hayat ve yepyeni bir sayfa. O yoğunluğun içine sığdıramadım. Adaptasyon sürecinin sancıları beni bir çok şeyden alıkoydu. Yavaş yavaş yeni alışıyorum.

İşe girme sürecini, ilk izlenimlerimi, adaptasyon dönemini ve devamını hep yazmak vardı kafamda. Ama olmadı. Peki bundan böyle yazar mıyım? Açıkçası bilemiyorum. Fakat en azından sizlere ne iş yaptığımı söyliyeyim de size ne?

Buralarda olmaya çalışacam söz. Bu arada Nasreddin hoca hikayelerini komik bulmadığımı hiç akıllıca olmadıklarını ve itici bulduğumu itiraf etmek istiyorum. Anlattığım baklava hikayesi hariç. O eşeğe ters binme muhabbetini hiç anlamadım mesela. Şaka, şaka.

Amma Velakin